Selda KOCADAYILAR

       

                           Fizyoterapist & Osteopat

                       Psikonöroimmunolog

 


İstatistikler
Toplam: 167760
Aktif: 4
Bugün: 129
Dün: 216

Hedefim

Osteoyaşam; insanı mekanik bir sistemler bütünü olarak gören sisteme inat, insanın bütünselliğine dikkat çekmek üzere kurulmuştur. İnsan; tüm organ sistemleri, duyguları, düşünceleri, beslenmesi ve enerjisiyle bir bütündür ve tüm bu faktörler birbirleriyle ilişki içindedir. Eğer sağlıklı kalmak ya da eski sağlığınızı geri kazanmak istiyorsanız bedeninizin sesine kulak vermelisiniz.


Bütünsel yöntemler eşliğinde bedeninizin muhteşemliği içine keşfe çıktığınızda eklem ağrılarınızdan, depresyona, uyku sorunlarından tiroidit, ülseratif kolit, Ms gibi otoimmun hastalıkara kadar bir çok hastalığın bilinç altında yatan sebeplerini görecek, bu bilinçaltı kalıplarını değiştirip doğru beslenme, doğru egzersizle hayatınızın kontrolünü elinize alacak ve bedeninizin kendini onarım yeteneği karşısında hayrete düşeceksiniz.


Osteoyaşamda;


- Epigenetik ile ilgili paylaşımlar sayesinde genlerin diziliminden ziyade çalışmasının önemli olduğunu ve yaşam stilinizdeki stres, beslenme, fiziksel aktivite gibi faktörlerin genlerin çalışmasını etkileyerek hastalıklara sebep olabileceğini,


- Genetik (ırsi) deyip geçilen günümüzde sık görülen diyabet, hipertansiyon gibi hastalıklardan yaşam stilini değiştirerek kontrol altına alınabileceğini,


- Stresin, stres durumunda salgılanan stres hormonları ile vücudumuzda yaptığı değişiklikleri ve bu değişikliklerin hastalıklar için nasıl ilk basamağı oluşturduğunu,


- Bağırsağın ikinci beyin olması sebebiyle hayatımızdaki önemini ve beslenme ile bağırsağımıza giren her şeyin hayatımızı nasıl etkilediğini,


- Bağışıklık sisteminin %70'inin bağırsakta olduğunu ve sinir sistemi, psikoloji ve hormonal sistem ile ilişkide olduğunu bu sebeple normal olmayan durumlarda zincirleme reaksiyonlarla vücuttaki birçok mekanizmayı etkileyebildiğini,


- Doğala yakın bir yaşam stili ile sağlıklı yaşayabileceğimizi ve hatta bazı hastalıklardan kurtulabileceğinizi görebileceğiniz paylaşımlar yapmaktayım.


 Tüm bunların yanında özellikle ulaşmak istediğim kişiler anneler, anne adayları ve anne aday adayları çünkü epigenetik bilimi sayesinde yaşam stilimizdeki yanlışlıklar sebebiyle çalışmasını bozduğumuz genlerin yeni nesillere bozulmuş haliyle aktarıldığını biliyoruz. 


 Yine psikonöroimmunoloji bilimi sayesinde anne adayının bağırsak ve vajinal florasının, sağlık durumunun taşıyacağı bebeği ne kadar etkileyebileceğini, hamilelik sürecinde yaşanan streslerin, beslenmenin, fiziksel aktivitenin, doğum şeklinin, doğum sonrası uygulamaların (kordonun geç kesilmesi, ten tene temas, ilk kimyasal müdahaleler,) doğum esnasındaki annenin vajinal florasının, kullanılan aşıların, kimyasalların, emzirme sürecinin, ek gıda sürecinin, beslenmesinin, anne bebek bağlanmasının kalitesinin vs bebeğin sağlığı üzerindeki etkilerini biliyoruz.



 İşte tüm bunlar gelecek neslin sağlığını etkiliyor ve malesef her yeni nesil bir öncekinden daha fazla sağlık sorunu yaşıyor. Çünkü doğal olandan gittikçe uzaklaşıyoruz. Tıp her geçen gün gelişmeşine rağmen insanın bütünselliği giderek daha fazla unutuluyor ve çaresiz hastalıklar gün be gün artıyor. 



 İşte bu sebeple hastalıkları hayatımızdan çıkarmak için sağlığımızın kontrolünü elimize alma zamanı...

 



HİKAYEM;


Sağlığınıza sağlık katmaya, ağrısız, sağlıklı, mutlu bir hayata ne dersiniz?


Bir sağlık çalışanı olarak günümüz dünyasında insan sağlığına bakışı her zaman eleştirdim. Lisans eğitimini fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünde tamamdım ve lisans eğitiminde öğrendiğimiz bazı uygulamaların bazı hastalarda yetersiz kaldığını farkettiğimden beri bu eksikliği nasıl tamamlarım sorusuna cevap aradım. Bu yüzden yeni ve daha doğru olduğunu düşündüğüm yöntemler konusunda eğitimlere katılıyorum.


4 yıllık Fizyoterapi eğitimim esnasında kas, eklem, bağ ve kemiklerle ilgili bir çok problem ve patolojilerle ve bunların fiziksel tedavileri ile tanıştım. Bir çok manipulasyon, mobilizasyon yöntemi, egzersiz ve elektroterapi yöntemlerini öğrendim. Ama bazı kişilerde bu yöntemler yetersiz kalınca osteopati ile tanıştım. İnsanın bir bütün olduğunu ve tüm sistemlerinin birlikte çalıştığını kabul eden osteopati insana nasıl bakmam konusunda ufkumu açtı. Osteopatiye göre her eklem, kas, bağ ağrısı her zaman kendinden kaynaklanmıyor bazı durumlarda iç organların ağrıları buralara yansıyabiliyor. Bu da insana parça olarak değil bütün olarak bakmak gerektiğini gösteriyor.


Osteopatik yaklaşım ile bir çok ağrı ve hastalıkta daha başarılı sonuçlar almaya başladım, ama yine de bir şeyler eksik kalmıştı. Her insanın geçmişi, bugünü, yaşadığı travmalar, mutluluklar vs farklıydı. Bu kişiler bir duruma maruz kaldıklarında elbette ki vücudun vereceği tepkiler yani hastalık ve ağrılar da aynı olmayacaktı. Bu nedenle işin içine bir de psikoloji katılmalıydı. Bunun için de PNİ (Psikonöroimmunoloji) eğitimi almaya başladım. Psikonöroimmunoloji insan psikolojisinin bağışıklık sistemini ve nöral sistemi nasıl etkilediğini bilimsel verilerle kanıtlayan bir bilimdir.


PNİ, psikoloji ile birlikte insan beslenmesini de incelemiş iyileşme için gereken yapıtaşları vücutta olmadığında ya da eksikliğinde iyileşmenin tam gerçekleşmesinin mümkün olmadığını göstermiştir.


Bu bahsettiğim eğtimlerin hepsinin bir ortak noktası vardı insanın bir bütün olduğu ve parça parça incelenemeyeceği, yani insanın bedensel, psikolojik ve duygusal yönlerden bir bütün olduğu, hastaya ve hastalığa yaklaşımda her birine tek tek bakılarak ve kişinin beslenmesini de göz önünde bulundurarak karar vermek gerektiği böylece insana bütüncül bir bakış açısıyla bakmaya başladım.


Bütüncül yaklaşıma göre hastalık yoktur, hasta vardır... Bu nedenle bütüncül yaklaşımda kişi fiziksel, duygusal, ruhsal, sosyal ve çevresel yönden değerlendirilerek şikayetinin asıl sebebi bulunur ve kişiye özel bir terapi planı düzenlenir.


Klasik tıp aslında bir çok durumda hastalığı çözmezken, sadece semptomları tedavi ederken bütüncül terapide asıl hedef semptomları değil, sebebi çözmektir. Yani hastalığı tedavi etmek değil, hastayı iyileştirmektir.


Bütüncül terapilerin bakış açısı modern tıptan farklıdır. Temeli uzun yıllardır kullanılan yöntemlere dayanır. Günümüzde bütün bu yöntemler bilimsel araştırmalarla desteklenmiş, hakettiği yere gelmeye başlamış ve pek çok ülkede Tıbbi Tedavi olarak tanınmıştır. Bütüncül terapi yöntemleri elbette bir çok durumda çok iyi sonuçlar vermekle birlikte patolojik durumların varlığında mutlaka ilgili uzman hekimler ile iletişim içerisinde uygulanmalıdır. Bazı patolojik durumlarda klasik tıp uygulamalarına uzman hekimin de önermesi halinde tedaviye yardımcı olarak uygulanabilir.


Hayatınızın kontrolünü elinize alın, hastalıkları hayatınızdan çıkarın!

Etiketler: selda kocadayılar osteopat osteopati fizyoterapist fizyoterapi egzersiz bel fıtığı

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Omnportal