Selda KOCADAYILAR

       

                           Fizyoterapist & Osteopat

                       Psikonöroimmunolog

 


İstatistikler
Toplam: 169930
Aktif: 3
Bugün: 22
Dün: 235

SEBEBİ BİLİNMEYEN KISIRLIKTA OSTEOPATİ VE MANUEL TERAPİ YÖNTEMLERİ

Amerika Osteopati Derneği dergisinde bundan 5 yıl önce yayınlanan bir çalışma infertil kadınlarda osteopatik manuel terapi uygulamalarının etkilerini incelemiş ve oldukça dikkat çekici sonuçlar elde etmiştir. Çalışmaya geçmeden önce biraz infertiliteden ve infertiltede osteopatinin yerinden bahsedelim...

 

CDC (Hastalık Kontrolü ve Önleme Merkezi) doğurgan yaşlarda olan kadınları eğer 1 yıl korunmasız ilişkiye rağmen hamile kalmadıysa infertil olarak değerlendirir. CDC’ye göre 15-44 yaş aralığındaki 6.7 Milyon kadının doğurganlığı bozuktur ve 1.5 Milyon evli kadın infertildir. Dünya genelinde çiftlerin %15’inin infertil olduğu rapor edilmiştir. İnfertilite vakalarının % 27'si yumurtlama bozukluklarından; % 25’i erkek kaynaklı faktörerden; % 22’si tubal bozukluklardan; % 17’si açıklanamayan faktörlerden; % 5’i endometriyozden ve% 4’ü diğer faktörlerden kaynaklanmaktadır.

 

Infertilite tedavisi için birçok farklı yöntem kullanılmaktadır. Mevcut tedavi seçenekleri infertilitenin sebebine bağlıdır. Ancak bu tedavilerle ilgili çeşitli hususlar vardır. Hormon, IUI (aşılama) veya IVF (tüp bebek) tedavileri pahalıdır ve her zaman sigorta kapsamında değildir. Ayrıca kısa ve uzun vadeli bazı sağlık riskleri içerebilirler. İnvaziv tedavi yöntemleri enfeksiyon riski taşımaktadır ve tedaviler pahalı olmasına rağmen genellikle sigorta kapsamında değildir ve sıklıkla tekrarlanmaları gerekir. Başarı oranları da %38.3’tür. (Çalışma 2012 yılında yayınlandığı için veriler o dönemi yansıtmaktadır.)

 

Hiçbir patolojik sebebin olmadığı infertilite durumlarında infertilitenin sebebi fizyolojik faktörler olabilir. Örneğin pelvik bölgedeki skar dokular, fasyal (vücut zarları) kısıtlılıkları ve lenf tıkanıklıkları fizyolojik olarak bu bölgeyi etkileyerek infertiliteye sebep olabilir. Manuel terapi teknikleri fasyal kısıtlılıkları serbest bırakmak, gergin bağları gevşetmek ve lenf tıkanıklıklarını açmak için kullanılır ve üreme sistemi üzerine uygulanabilir.

 

İnfertilitesi olan kişilerde manuel terapi yöntemlerinin etkinliğini anlayabilmek için üreme ortamını hücresel düzeyde ve üreme anatomisini doku düzeyinde bilmek gerekir.

 

Osteopatide kullanılan manuel yöntemler hücre düzeyinde bir etkiye sahiptir. Vücudu oluşturan hücrelerin dahili bir çevresi vardır. Bu çevre kirlilikten uzak olmalıdır. Burada ortaya çıkan atık ürünler, kan ve lenf damarlarıyla sürekli taşınmalıdır. Hücrelerin ve tüm bedenin sağlığı bununla doğrudan ilişkilidir.

 

Genel olarak dolaşım sistemine bakıldığında arter (atar damar), ven (toplar damar) ve lenf dolaşımı birbiriyle ilişkilidir. Temiz kan arterler vasıtasıyla dokulara ulaşırken, metabolik atıklarla dolu kanın %90’ı venler vasıtasıyla dokulardan alınır ve kalbe geri gönderilir. Venlere giremeyen daha büyük atık parçalar (geri kalan %10’luk kısım) lenfatik sistem ile taşınır, lenf düğümlerinde süzerek filtrelendikten sonra bu sıvı yukarıdaki büyük venlere verilerek dolaşıma katılır. Dolaşımın bir şekilde etkilenmesi hem dokuların beslenmesine hem de metabolik atık ve toksinlerin dokudan uzaklaştırılmasına engel olur

 

Yine üreme sistemi organlarında (ürogenital sistem) önemli olan diğer yapılar, bu organların hareket kabiliyeti ve fonksiyonlarına etki eden süspansiyon bağları, ve hem organları birbirine hem de çevredeki kemik yapıya bağlayarak askı görevini gören bağlardır. (Organların ligamentleri) Organların çevresindeki bağlar da tıpkı eklemlerin çevresindeki bağlar gibi bu bölgedeki organların hareketliliğinde ve işlevinde son derece önemlidir.

 

Üreme sistemindeki işlev bozuklukları üreme organlarında disfonksiyonlar, pelvik asimetri (leğen kemiklerinin simetrisinin bozulması), sakral işlev bozukluğu, şişkinlik veya ağrı gibi semptomlarla vücutta kendini gösterebilir.

 

Hormonal değişikliklerle birlikte bu bölgede lenfatik tıkanıklıklarla ilişkili olabilecek semptomlar ağrılı adet, adet öncesi sendrom (Premenstrual sendrom) yumurtalık kistleri, duygusal istikrarsızlık ve depresyondur.

 

Fasya ve ligamentöz bağların gerginlikleri osteopatik ve manuel terapi yöntemleriyle gevşetildiğinde bu gerginliklerin damarlar üzerinde yarattığı basınç azalır böylece dolaşım rahatlar ve lenfatik dolaşımın etkinliği artar. Bu da sırasıyla organlara giden optimal kan akışı düzelmesini ve hormon üretimi yeteneği normale dönmesini sağlar.

 

Lenfatik sistemin tıkanıklarının açılması atıkların organlardan uzaklaştırılmasını ve böylece organların işlevlerinin normale dönmesini sağlar. Üreme organlarının bulunduğu pelvik bölgedeki sıvı ve hücresel atıkların buradan gitmesi hormonların hedef dokulara daha etkili bir şekilde gelmesine olanak sağlar. Üreme sistemi içindeki bu tıkanıklıkların açılması teorik olarak hormon seviyesinin ve adet döngülerinin normalleşmesini ve hamileliği sağlayabilir.

 

Bahsedilen çalışma CDC’nin tanımına göre infertil olan ((yani, 1 yıl boyunca korunmasız cinsel ilişki sonrasında gebe kalamıyorlardı) 10 kadın üzerinde yapılmıştır. Bu kadınların eşlerine yapılan testler sonucunda eşlerinin normal sperm sayısına sahip oldukları tespit edilmiştir. Çalışma süresince standart manuel terapi protokolü hariç herhangi başka bir tedavi kullanılmamıştır. Kadınların hiçbirinde tüp bağlama ve geri açma işlemi yapılmamış, bilinen bir üreme problemi tespit edilmemiştir. 10 kadından 7’si daha önce hamile kalmış, bu 7 kadının 5’inde düşük olmuştur. 5 kadının başından başarısız infertilite tedavileri geçmiştir.  

 

Kadınların geçmiş tıbbi ve cerrahi öyküsünün dökümü Tablo 1'de sunulmuştur.


Hasta no

Geçmiş Tıbbi Hikaye

Geçmiş Operasyon Hikayesi

Deneme zamanı

İnfertilite türü

yaş

1

Yok

Yok

1 yıl

primer

30

2

Bel ağrısı

Sezaryan

1 yıl

seconder

34

3

Sağ over tümörü, bel ağrısı, düşük

Dilatasyon ve kürtaj, laparoskopik over op.

2 yıl

seconder

41

4

Adet düzensizliği, düşük

EPS ve ablasyon, meme büyütme

6 yıl

seconder

28

5

Düşük

Yok

3 yıl

seconder

36

6

Endometriozis

Pelvik laparoskopi

2 yıl 9 ay

primer

33

7

Düşük

Yok

1 yıl

seconder

34

8

Düşük

Yok

7 yıl

seconder

39

9

Yok

Yok

1 yıl

seconder

36

10

Bel ağrısı

Yok

3 yıl

primer

41


Kadınlar pelvik simetri (leğen kemiklerinde simetri), sacroiliaac eklem üzerinde kemiksel kısıtlılıklar ve sacrum kemiğinin hareketliliği, iç organ fasyalarının kısıtlılığı, pelvis çevresinde myofasyal tetik noktalar ve rahim ve çevresindeki lenfatiklerin tıkanıklıkları konularında değerlendirilmiş ve her birinin kendi bulgusuna göre; Chikly, Barral, Upledger ve Vredevoogd ile D’Ambrogio ve Rotg tarafından tanımlanan manuel terapi protokollerine göre tedavi edilmiştir.

 

- Pelvis asimetrisi olanlarda kas enerji teknikleriyle asimetri düzeltilmiş,

 

- Sacrum kemiği hareket kısıtlılıkları olanlarda manuel terapi ve kraniosakral terapi yöntemleriyle kısıtlılıklar düzeltilmiş,

 

- Leğen kemiği çevresinde tetik noktalar (kas içi hassas noktalar) pozisyonel gevşeme teknikleriyle tedavi edilmiş,

 

- Leğen kemiği ve buradaki ürogenital organlarında lenf tıkanıklıkları varsa manuel lenf drenaj tekniği ile düzeltilmiş,

 

- Bu bölgedeki organlarında hareket problemi olanların organ hareketlilikleri organ ve fasya teknikleriyle sağlanmış ve sonuçta simetri ve tüm hareketler yeniden gözden geçirilmiştir.

 

Tedaviye hareket kısıtlılıkları geçene, pelvis simetrisi ve normal lenf akışı sağlanana kadar haftada iki kez devam edildi. Kadınlar tedaviden sonra 3 ay; 3 ay içinde hamile kalanlar doğuma kadar takip edildi. Bu şekilde kadınlardan 1’i 1 seans; 3’ü 2 seans; 4’ü 4 seans ve 2’si 6 seans tedavi almış, tedavi alan 10 kadından 6’sı 3 ay içinde hamile kalmıştır. Hamileliklerin hepsi tekil gebelik olmuş ve doğum, zamanında gerçekleşmiştir.

 

10 kadından 6’sında elde edilen bu sonuç %60 başarı anlamına geldiği ve bu oran diğer tedavi seçeneklerinin başarı oranından daha fazla olduğu için bu çalışma, pelvis ve pelvis organlarına uygulanan manuel terapi tekniklerinin infertil kadınlar için uygulanabilir bir tedavi seçeneği olabileceğini ve bu konunun daha fazla araştırılması gerektiğini göstermektedir. 1-6 seans gibi kısa bir tedavi süresi osteopatik manuel terapi yöntemlerinin infertilite için ucuz bir tedavi seçeneği olacağını düşündürmektedir. Buna ek olarak, manuel mobilizasyon teknikleri çoklu doğum gibi geleneksel infertilite tedavilerinin risklerini de içermemektedir. Tıpkı kas iskelet problemlerinde cerrahi öncesinde ilk tedavi olarak manuel terapinin kullanılması gibi infertil kadınlarda da hormon tedavisi, IUI veya IVF tedavileri göz önüne alındığında manuel terapi ilk tedavi yolu olarak düşünülebilir.

 

Amerika Üreme Sağlığı Derneği etik komisyonuna göre; "Çok düşük başarı oranları olan tedaviler konusunda klinisyenlerin risklerin sunumu, faydalar ve alternatifler için dikkatli olmaları gerekir.” Eğer manuel terapi infertil kadınlarda doğurganlık oranlarını artırmak için etkili ve ucuz bir araç olarak gösteriliyorsa, o zaman infertil kadınlar için alternatif bir yöntem olarak değil, birincil tedavi seçeneği olarak düşünülebilir.

 

Bu yorumları yaparken elbette bu çalışmanın dezavantajları da göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin burada organların hareketliliğini net olarak ölçmek için herhangi bir yayın bulunamamıştır. Ayrıca inflamasyon ve diğer patolojik süreçlerden kaynaklanan değişen fiziksel özellikler, gerilme, deformasyon ve sıkıştırılabilirlik gibi dokunulunca hissedilen iç organlara özgü özellikleri etkileyecektir. Osteopatlar bir dokunun normal olup olmadığını veya ne kadar anormal olduğunu bir dereceye kadar ayırdedebilir. Organların hareket yelpazesini değerlendirmek için daha ileri araştırmaların yapılması yararlı olacaktır.

 

Bu çalışmanın bir diğer kısıtlılığı, herhangi bir vaka serisi raporunda olduğu gibi, tedavi edilen kadınların sayısının azlığıdır. Elle terapi tekniklerinin gelişmiş doğurganlığa katkıda bulunduğunu kesin olarak söylemek zordur, bunu söyleyebilmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Gelecekteki araştırmalar için, araştırmacılar daha geniş bir çalışma popülasyonu kullanmalı, araştırmalar bir kontrol grubu içermeli ve bireysel elle kullanılan tekniklerin etkinliğini değerlendirmelidir. Böylece infertilitenin yönetiminde manuel tekniklerin kesin istatistiksel öneminin anlaşılması daha mümkün olacaktır.


Orjinal link;


http://jaoa.org/article.aspx?articleid=2094508




Haber tarihi: 23 / 04 / 2017
Haber Okunma: 3388
Haber Yorumları: 0

Etiketler: infertilite kısırlık manuel terapi osteopati osteoyaşam selda kocadayılar osteopat gebe hamile




Önceki: NEDEN PALEO BESLENME?
Sonraki: MEME KANSERİ VE SÜTYEN




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Omnportal