Selda KOCADAYILAR

       

                           Fizyoterapist & Osteopat

                       Psikonöroimmunolog

 


İstatistikler
Toplam: 222003
Aktif: 3
Bugün: 87
Dün: 157

ANTİBİYOTİKLERİN BAĞIRSAK MİKROBİYOMU ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Osteoyaşam’ı takip edenler bağırsağın ikinci beyin olduğunu, tüm hastalıkların bağırsaktan başladığını, ve içinde yaşayan dost bakterilerin ne kadar önemli fonksiyonları olduğunu bilirler. Biz yine de kısa bir özet geçelim ve ardından antibiyotiklerin mikrobiyatımızı nasıl etkilediğine bir bakalım.


Bağırsaklarda yaşayan bakteriler bağırsak epiteli ve bağışıklık sistemi hücreleri ile iletişim halindedir, bu iletişim sayesinde başta otoimmun hastalıklar olmak üzere nöropsikiyatrik ve metabolik pek çok bozukluğun oluşmasında rolü olduğu düşünülmektedir.


Bağırsaklarımızda kendi hücre sayımızın 10 katı kadar mikroorganizma yaşamaktadır ve bu mikroorganizmalar insan genomundan 150 kat fazla gen içermektedir. (de Vos ve de Vos 2012, Lozupone ve ark. 2012)


Bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler Clostiridium difficile enfeksiyonu (Brandt 2013), irritabl bağırsak sendromu (O’Mahony ve Ark. 2005), patojen kolonizasyonu (Tosh ve McDonald 2012), otoimmun ve alerjik hastalıklar (Martinez ve Ark. 2013), obezite ve metabolik bozukluklar (Bached ve Ark 2007), otizm gibi nöropsikiyatrik bozukluklara (Hornig 2013) neden olmaktadır. Ayrıca nöroaktif özellikleri olan bakteriyel proteinler bağırsakların geçirgenleşmesiyle sistemik dolaşıma girebilmektedir. (Hornig 2013)


Bağırsak bakterileri insan organ sistemleri için aktif metabolitler üretebilmektedir. (GABA, Nörepinefrin, Seratonin, Dopamin gibi) Ayrıca bağırsak mikrobiyotasının doğuştan ve kazanılmış immün işlevler üzerinde kritik rol oynadığı gösterilmiştir. Mikrobiyota merkezi sinir sistemini mikrobiyal içerikte oluşan değişikliklerle (Collins ve Bercik 2009) ve bazı farklı yollarla etkileyebilmektedir.


Mikrobiyota bizim için bu kadar önemli olduğuna göre hastalık durumlarında antibiyotik kullandığımızda malesef hastalık belirtilerinden daha fazlasını kaybediyoruz!


Bir enfeksiyona karşı savaşırken antibiyotik kullanımı zararlı bakterileri öldürerek bize yardımcı olabilir ancak zararlı bakteriler öldürülürken malesef bize dost olan bakteriler de kullanılan bu antibiyotikten zarar görür. Elbette bazı ciddi durumlarda bu kayıplara rağmen antibiyotik kullanımı gereklidir ancak malesef antibiyotik kullanımında Dünya 1.si olan ülkemizde gerekli veya uygun olmayan bir çok durumda da antibiyotik kullanılmaktadır.Malesef yeni çalışmalar bazı durumlarda antibiyotiklerin sağlıklı mirobiyota üzerinde ciddi sonuçları olabileceğini öne sürmektedir.


Rasgele seçilen sağlıklı kişiler üzerinde yapılan deneylerde oral antibiyotiklerin tek bir tanesinin bile bağırsak mikrobiyomunu aylarca hatta bazen bir yıla kadar değiştirdiği tespit edilmiştir. Bu tür değişiklikler Clostiridium difficile gibi ölümcül bakterilerin önünü açabilir. Ayrıca bağırsak içindeki bağışıklık sistemi ile etkileşim ve sindirime yardım gibi mikrobiyom aktivitelerini değiştirebilir. MBio dergisinde yayınlanan verilerle antibiyotiklerin önceden düşünüldüğünden daha fazla yan etkisi olabileceği öne sürülmektedir (En azından bağırsak üzerinde)


Diğer taraftan araştırmacılar ağızdaki mikrobiyal toplulukların çok daha iyi olduğunu, antibiyotik tedavisinden haftalar sonra normale dönebildiğini tespit etmişlerdir. Ağız mikbiyomunun daha az etkilenmesinin sebebi ise basitçe oral yolla alınan antibiyotiklerin kan dolaşımı ile vücuda yayılması ya da oral mikrobiyomun doğal olarak daha dirençli olduğu olarak açıklanabilir.


Amsterdam Üniversitesinde Egija Zaura liderliğinde İsviçre ve Birleşik Krallıktan 66 sağlıklı kişi üzerinde bir takım çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalarda İsviçre ve Birleşik Krallıktaki katılımcılar 3’er gruba ayrılmış her iki ülkedeki 1’er grup placebo grubu diğer gruplar da her birinde farklı antibiyotiğin kullanıldığı 4 grup şeklinde planlanmıştır. (Kullanılan antibiyotikler; penisilin, linkozamid, tetrasiklin, kinolon)


Araştırmacılar tarafından katılımcılardan deneye başlamadan hemen önce, hemen sonra ve 1, 2, 4 ve 12 ay sonra tükürük ve dışkıdaki mikroplar alındı. Buna göre;


- Her 4 grup antibiyotik sonrası bağırsak mikrobiyomu önemli ölçüde değişmiş ve bu değişiklik aylarca devam etmiştir.


- Kinolon kullanan grupta mikrobiyal çeşitlilik 12 ay boyunca değişmiştir.


- Antibiyotik tedavileri, antibiyotik direnci ile ilişkili genlerde bir artışa neden olmuştur.


- Linkozamid, bağırsaktaki iltihabı, karsinogenezisi ve oksidatif stresi azaltan bir tür kısa zincirli yağ asidi olan bütiratı üreten bakterileri öldürmüştür.


- Ağız içindeki mikrobiyomda ise antibiyotik kullanımıyla birlikte bazı topluluk değişiklikleri görülmüş ancak bu değişikliklerin şaşırtıcı şekilde kısa bir sürede hatta bazı vakalarda 1 hafta içinde toparlandığını tespit edilmiştir.


Farklı çalışmalarda antibiyotik kullanımının vitamin emilimini ve metabolizmasını azalttığı ortaya konmuştur.


Ayrıca 2004 yılında Amerikan Mikrobiyoloji Derneği'nin yıllık toplantısında Ann Arbor'daki Michigan Üniversitesi'nden araştırmacı Mairi Nover, antibiyotiklerin yaygın kullanımının bağırsak florasını bozarak candidanın artmasına sebep olabileceğini bunun da astım ve alerji açığa çıkarabileceğini açıklamıştır. Candidanın artması maya oluşumunu ortaya çıkarır, sonrasında fungal sporlar solunum yoluyla alındığında alerji ve astım gelişebilmektedir. Bu durum farelerle yapılan çalışmalarda tespit edilmiştir.


Peki ne yapacağız?


- Öncelikle tekrar etmeliyim ki asıl sorun antibiyotik değil antibiyotiğin gereksiz kullanımıdır. Ciddi durumlarda elbette antibiyotikler hayat kurtarıcı olabilirler, işte bu ciddi durumlarda işe yarayabilmeleri için gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılmalıdır.


- Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınacağız. Prof. Dr. Ahmet Aydın sadece zatürree, menenjit ve beta olabilecek boğaz enfeksiyonlarında antibiyotik kullanımını önerir. Eğer şimdiye kadar en ufak hastalıkta antibiyotik kullandıysanız ilk zamanlar hastalıkları biraz zor atlatabilirsiniz ama bağışıklık sisteminiz bu duruma alıştığında hastalıkla nasıl başettiğini gördünüzde bağışıklık sisteminize hayran olacaksınız, zaten bağışıklık sisteminiz bunun için var.


- Sadece antibiyotik değil, gereksiz ve uygun olmayan her türlü ilaç kullanımından uzak durulmalıdır.


- Zorunlu antibiyotik kullanımı söz konusuysa mutlaka beraberinde antibiyotik sonrası da devam edecek şekilde probiyotik takviye kullanılmalıdır.


- Et/Balık gibi gıda ürünleri seçilirken antibiyotik kullanılmadan yetiştirilmiş/yetişmiş ürünler tercih edilmelidir.


- Beslenme stili düzenlenip basit karbonhidratlar diyetten mümkün olduğunca çıkarılmalı, bol miktarda probiyotik ve prebiyotik gıdalar diyete eklenmelidir.


- Anne adayları mümkün olduğunca sezeryan doğumdan kaçınmalı, zorunlu sezeryan doğumlarda doğru flora oluşumu desteklenmelidir.


- Doğum sonrası tentene temas sağlanmalı, sağlıklı anne bebek bağlanması oluşturulmaya çalışılmalıdır. ( Anneden ayrılma prenatal strese sebep olarak mikrobiyotayı değiştirir. Bailey ve Coe 1999)


- Bebekler mutlaka ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmeli, mümkünse en az 2 yıl emzirilmelidir. 


Kaynaklar:


https://arstechnica.com/science/2015/11/single-course-of-antibiotics-can-mess-up-the-gut-microbiome-for-a-year/


http://www.cappsy.org/archives/vol7/no4/cap_07_04_10.pdf


http://www.haberturk.com/yazarlar/damla-celiktaban/914344-antibiyotiksiz-cocuk


News release, Amerikan Mikrobiyoloji Derneği yıllık toplantısı, New Orleans, 23-27 Mayıs 2004. (http://www.webmd.com/allergies/news/20040526/antibiotics-may-increase-allergies-asthma)


http://www.foodmatters.com/article/should-we-think-twice-about-taking-antibiotics





Haber tarihi: 10 / 02 / 2017
Haber Okunma: 6343
Haber Yorumları: 0


Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

Etiketler: antibiyotik antibiyotik zararları antibiyotik yan etkileri mikrobiyom mikrobiyota flora bağırsak florası selda kocadayılar osteopat psikonöroimmunoloji




Önceki: BEL FITIĞINDA CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİLERİN ETKİNLİĞİ
Sonraki: KANSERİN TAMAMEN İNSAN YAPIMI BİR HASTALIK OLDUĞU ONAYLANDI




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Omnportal