Selda KOCADAYILAR

       

                           Fizyoterapist & Osteopat

                       Psikonöroimmunolog

 


İstatistikler
Toplam: 193471
Aktif: 4
Bugün: 65
Dün: 212

BESLENME VE DUYGULAR GENLERİN ÇALIŞMASINI DEĞİŞTİRİYOR

Anne bebek blogu açılıp da epigenetik konusu yazılmaz mı hiç? Söz konusu ben isem tabii ki işe önce epigenetikle başlarım. Neden mi?


Son yıllarda gelişen genetik bilimi, DNA'nın değişmesi mümkün olmayan yapısına rağmen çevresel etkenler, psikolojik durumlar, düşünceler, duygular, inançlar ve beslenme ile çalışmasının değiştiğini gösterdi. Bu demektir ki; çevresel şartlar bizim ve tabii çocuklarımızın genlerinin çalışmasını etkiliyor, e çocuklarımızın çevresel şartlarından, duygularından ve beslenmesinden biz sorumlu olduğumuza göre bu epigenetiğin ne olduğunu anlamakta fayda var.


Epigenetik; dış ve iç uyaranların bizim genlerimizin çalışmasını değiştirmesi demektir. Hani "genetik bu durum yapacak bir şey yok" ya da "ırsi bizde" deriz ya bazı durumlar karşısında, işte epigenetiğe göre biz o ırsi dediğimiz bir çok durumu değiştirebiliriz. ( Tek gen polimorfizmine bağlı genetik hastalıklar hariç)


İnsana bütüncül baktığımızda insan organizmasının her zaman hayatta kalmaya programlanmış olduğunu görürüz. Aslında epigenetik sayesinde genlerimiz, içinde bulunduğu duruma uygun hâlde çalışabilir ve bu öğrendiğimiz yeni durumları epigenetik sayesinde bizden sonraki nesillere aktararak onların bu duruma uygun hâlde doğmasını sağlayabiliriz. Mesela eğer bir bebek Afrika kıtasında dünyaya gelecekse kıtlığa uyumlu halde doğar, bünyesi az besinle çok iş yapabilecek fazlasını ise anında depo edecek şekilde programlanır. Eğer her şey yolundaysa bu aslında organizma için iyi bir şeydir ama malesef günümüzün sahte ve çoklu stres kaynaklarına maruz kalan annelerin bebeklerinde de epigenetik değişiklikler ortaya çıkıyor.


Hemen buraya stres kaynağına neden çoklu ve sahte dediğimi not düşeyim: Stres aslında bizi hayatta tutmaya yarayan en önemli reaksiyon. İnsan doğada yaşarken hayatını riske atan durumlar karşısında, örneğin karşıdan yaklaşmakta olan bir aslan, düşman kabile üyeleri, açlık, susuzluk gibi durumlarda, stres mekanizması aktive olarak kaç ya da savaş reaksiyonu ortaya çıkarmaktadır. Bu sayede tehlike ile savaşarak ya da ondan kaçarak hayati risk ortadan kaldırılır ve stres mekanizması sona erdirilir. Oysa günümüzde hayati risk taşımayan işle, eşle ilgili ya da parasal sebeblerden dolayı sürekli stres mekanizması aktif olmakta ve ortada savaşacak ya da kaçacak bir durum olmadığından bu mekanizma bir türlü sona erdirilememektedir.


Neyse, epigenetiğe geri dönelim. Bu değişiklikler sadece annenin kendi bebeğini etkilemekle kalmıyor. Epigenetik bilimi der ki; hamilelik döneminde normal olmayan bir şey yaşarsa bu hem bebeğini hem de bebeğinin öncül yumurta hücreleri vasıtasıyla bebeğinden dünyaya gelecek torununu etkiler. Daha ötesi de olabilir tabii, henüz bilmiyoruz. Örneğin yuvarlak kurt sülalesinde yapılan bir deneyde tam 14 nesil boyunca bu epigenetik değişikliklerin aktarıldığı bulunmuş. Bakınız...


Hal böyle olunca artık hastalıklar karşısında kurban rolünde oynamaya gerek yok. Değiştiremeyeceklerimiz yok mu, var tabii ki. Ama artık değistirebileceklerimizi kontrol altına alıp hem kendi hayatımızı hem çocuklarımızın hayatını daha sağlıklı hâle getirebiliriz, üstelik hem bedenen hem ruhen sağlıklı...


İşte bu blogda neleri değiştirebileceğimizi ve neleri değiştirerek mükemmel sonuçlar elde edebileceğinizi paylaşacağız.


- Ebeveyn sağlığının doğacak bebeklerin sağlığı üzerinde nasıl etkileri olduğunu;

- ‎Hamilelik sürecinde yaşanan olayların ve diğer çevresel etmenlerin bebek üzerindeki etkilerini;

- ‎Doğum anının gelecek hayatı ve sağlığı nasıl etkileyebileceğini;

- ‎Doğum sonrası uygulamaların hiç tahmin edemeyeceğiniz fiziksel ve duygusal etkilerini;

- ‎Anne bebek bağlanmasının hayattaki önemini;

- ‎Beslenmenin bağışıklık sistemi, dolayısıyla da sinir sistemi, hormonal sistem ve psikoloji üzerindeki etkilerini;

- ‎Belki şu an bilmediğimiz daha birçok şeyi bilim ortaya koydukça yazmaya devam edeceğim.

Kim bilir belki geleceği daha sağlıklı nesillere bırakabilmek için bir tuğla da ben koymuş olurum...










Haber tarihi: 17 / 02 / 2018
Haber Okunma: 1091
Haber Yorumları: 0


Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

Etiketler: epigenetik çocuk bebek bağışıklık sağlık doğal tedavi doğal doğum hastalık aşı




Önceki: OSTEOYAŞAM FELSEFESİ
Sonraki: ANNE-BEBEK




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Omnportal